Akıl Fikir Yayınları Logo

Ziya Şakir

Ziya Şakir

Yazar Özeti

Ziya Şakir (Soku) 1884 yılında İstanbul’da ailesinin Ayasofya civarında bulunan evlerinde dünyaya gelmiştir. Doğduğu ev ünlü Sultanahmed yangınında yanınca, evlerinin de bulunduğu yangın bölgesinin üzerine ünlü Sultanahmed Cezaevi inşa edilmişti. Bir zamanlar ünlü İttihâdçılar ve Nazım Hikmet gibi sol görüşlü aydınların gün saymış oldukları bu ünlü cezaevi sonradan restore edilmiş ve günümüzde turistik Four Seasons Oteli olarak hizmete girmiş bulunmaktadır. Ziya Şakir’in babası Hacı Şakir Bey, Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Bahtiyar Fenk köyünde Hasanbeyoğulları adıyla anılan ünlü bir sipahi ailesinin soyundan gelmedir. Divriği nüfus siciline kayıtlı bu ailenin atalarının Sultan IV. Murad ile birlikte Bağdat seferine katılmış oldukları bilinmektedir. Ziya Şakir babasını Birinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılı günlerinde kaybetmiştir. Ziya Şakir’in annesi Huriye Melek Hanım ise aslen Konya’lıdır. Konya Beyşehir’de Avşar Bağları’nın sahipleri olarak ünlenmiş olan Saçlızadeler ailesinden gelmektedir. Huriye Melek Hanım, Sultan I. Mahmud döneminde memuriyet hayatına adım atıp, Sultan II. Abdülhamid döneminde tekaüde sevk edilmiş olan Teberdân-ı Hassa Kethüdâsı Hacı Mustafa Efendi’nin biricik kızıdır. Ziya Şakir tahsil hayatına Divanyolu’nda bulunan Burhân-ı Terakkî Mektebi’nde ibtidâi ve rüşdiye eğitimi görerek başlamıştır. Babası Hacı Şakir Bey askerlik vazifesiyle Bursa’ya tayin olununca Bursa İdâdîsi’ne girmiş, bir yıl okuduktan sonra babasıyla beraber İstanbul’a dönmüş ve Vefa İdâdîsi’nin ikinci sınıfına başlamıştır. İlk eseri olan Köylü Kızı başlıklı manzumeyi henüz 16 yaşındayken İrtikâ’ dergisinde yayınlayarak yazı hayatına atılmış oldu. Ziya Şakir’in şiir ve şarkıları İrtikâ’, Musavver-i Fennî, Edeb ve Terakkî dergilerinde birbiri peşisıra çıkmaya başlayınca, Vefa İdâdîsi’nin okul idâresi tarafından gazete ve dergilerde yazı yayınlamaması konusunda uyarıldı. Vefa İdâdîsi’ndeki okul sırasında sağında eski Lazistan Mebusu Süleyman Sudi (Süleymanov), sol tarafında da daha sonra şâir ve romancı olarak ünlenecek olan Midhat Cemal (Kuntay) oturduğu için, yazı yazmaya çoktan aşık olmuştu. Bu nedenle, yazılarına ara vermek yerine, eserlerini bir süreliğine “Hüseyin Servet,” “M. Ziya,” “Hamid Nuri” gibi takma adlarla yayınlayarak, bu durumdan yakayı sıyırmak zorunda kaldı. Okul müdürü Suad Bey’in onu korumak için çırpınmasına rağmen, okul mubassırı “M”nin hakkında vermiş olduğu bir jurnal neticesinde, okulda önce sorguya çekildi, ardından da tutuklandı. Üzerinden “evrâk-ı muzırra” çıkmamış olduğu için, birkaç gün sonra hemen salıverildi, ancak artık genç yaşta “Jöntürk” olarak mimlenmişti. Tam da bu günlerde, Halep Jandarma Alayı’na tayin edilmiş olan babası ile birlikte Halep’e gitti ve idâdî eğitimini Halep İdâdîsi’nde gözlerden uzak bir şekilde sessiz sedasız tamamladı.

  • Web
  • Facebook
  • Twitter
  • :
  • :
  • :